Karamanın Yerel haber sitesi

      

Esad Türkiye'nin Vilayeti olmaya hazırdı.

Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, “Saadet Partisi heyetinin 2012 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ı ziyaretinde, Esad’ın Yardımcısı Necah El Attar, Esad Türkiye'nin vilayeti olmaya seçeneği dahil her türlü iş birliğine hazırdı." dedi.

Esad Türkiye'nin Vilayeti olmaya hazırdı.
  • 28 Ekim 2019, Pazartesi 16:09

Esad: Sizin bir vilâyetiniz olmak da dahil, her türlü iş birliğine hazırız
 
Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Türkiye-Suriye ilişkilerinin çok geliştiği dönemde Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Biz, sizin vilâyetiniz olmak da dahil, her türlü iş birliğine hazırız” dediğini; ancak, Erdoğan tarafından Esad’la görüşmeye gönderilen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 8 saatlik görüşmesinden sonra ilişkilerin bozulduğunu anlattı.
 
***
 
2012 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı ziyaret eden Saadet Partisi heyetinde yer alan Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ziyarette konuşulanları TV5’de anlattı. Çalışkan, “Tarihten Yansıyanlar” programında, Tolga Saçıkara’nın sorularını cevapladı.
 
Sezer’in Cumhurbaşkanlığı döneminde ilişkiler gelişti
 
Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte Türkiye-Suriye ilişkilerinin müsbet yönde gelişmeye başladığını ifade eden Çalışkan, “Hafız Esad’ın vefatında Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı olarak bizzat cenazeye katıldı. Bu, önemli bir dönüm noktası oldu” dedi.
 
Çalışkan, bu gelişmeden önce de 1998 yılında varılan Adana Mutabakatının da Türkiye ile Suriye savaşın eşiğindeyken birden bire bir barış havası estirdiğini hatırlattı.
 
Kamalak ve Karamollaoğlu’nun Suriye ziyareti
 
2012 yılının ocak ayında dönemin Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ile Temel Karamollaoğlu’nun, kamuoyunda sansasyonel bir etkisi olan Suriye ziyareti gerçekleştiğini hatırlatan Çalışkan, Beşşar Esad’ın yardımcısı Dr. Necah El Attar Hanım’ın Saadet heyetine çok öneli 2 şey söylediğini kaydetti. Çalışkan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
İki konuda Erbakan’ı anlamadık, ikisinde de haklı çıktı
 
“Bizim heyetin Suriye Cumhurbaşkanı ile görüşmeden önceki bir alt yapı sayılabilecek görüşmeler içerisindeydi. Bu Hanımefendi, bize Millî Görüş’ün tarihini anlattı. ‘Biz, Türkiye siyasetini, Türkiye’nin geçmişini yakından takip ettiğimiz gibi, bugün de Türkiye, bizim için etle tırnak gibi ayrılmaz bir parçamız. Biz, Türkiye’nin parçasıyız. Her şeyi yakından takip ediyoruz.’ Sonra da bize demişti ki, ‘Biz, rahmetli Erbakan Hoca’yı da çok iyi takip ettik. 1969 yılında Bağımsızlar Hareketi olarak ortaya çıkışını, ardından Millî Selâmet Partisi’nin CHP ile yaptığı koalisyonu, ağır sanayi hamlelerini, daha sonra yaşadığı askerî ihtilâl / 1980 darbesini, tekrar yükselişini, belediyeler dönemini, uzun uzadıya, belki 1,5 saat bu süreci anlattı.
 
Erbakan’ın AK Parti’nin kuruluşuna tepkisini anlamamıştık
 
Ama dedi ki bayan bize, ‘Biz, Erbakan’ın bütün hayatı boyunca mücadelesini, çizgisini takip ettik. Hepsini takdir ettik, tasvip ettik. Yalnızca 2 yerde Erbakan’la uyuşmazlığımız oldu. 2 yerde bu haksız dedik. Bunlardan birincisi, AK Parti’nin kuruluşu. AK Parti, Türkiye’de 2002 yılında iktidara geldiğinde Erbakan, bunlara muhalefet etti. Dedi ki AK Parti’yi Siyonizm iş başına getirdi. Bunlar, Siyonizm’e hizmet edecek. Bu sözü söylediğinde biz, çok garip karşıladık. Çünkü Erbakan, hayatı boyunca bir siyasî mücadele içerisinde ve bu mücadelede hedef iktidar olmak ve iktidar olmak esnasında kendisi bizzat gelememişse de kendi talebeleri sayacağımız, kendi kadrosunun insanları iktidara geldi. Aslında Erbakan, bunların iktidara gelmesine seviniyor. Bunları destekliyor. Yalnız bunlar rahat çalışsınlar diye, bıyık altı gülümseyerek böyle muhalefet ediyor diye düşündük. Çok ağır hakaretler etti. Bunlar Siyonizm’e hizmet edecekler dedi. Sonunda hakikaten gördük ki, bu konuda da Erbakan haklıymış.
 
Erbakan’ın vizelerin kaldırılmasına tepkisi bizi şaşırtmıştı
 
İkincisi de, Suriye ile Türkiye’nin ilişkisinin gelişmesinde hatırlayacaksınız, aramız çok limonî idi. Çok sert bir yapı vardı. Türkiye ile Suriye’nin arasında sınır boyunca mayınlı bölgeler vardı. Giriş çıkış yoktu ve diplomatik ilişkilerimiz de sert düzeyde devam ediyordu. Erbakan, hayatını İslâm Birliği’ne adamış bir insan. İktidara geldi, 11 ay gibi kısa bir süre kaldı. Bu süre içerisinde de çok zor şartlara rağmen D-8 gibi bir oluşuma imza attı. İslâm Birliği’nin temelini attı. Hayatı boyunca en büyük siyasî ideali, Müslüman ülkelerin kalkınması, bir de Müslüman ülkelerin birliği D-8’di. Böyle hedefi olan birisinin, Türkiye ile Suriye arasında vizeler kalkınca muhalefet etmesine biz, çok şaşırmıştık. O zaman Erbakan, ‘Bunlar Türkiye ile Suriye arasında ilişkileri geliştiriyorlar, vizeyi kaldırıyorlar; çünkü Siyonizm, bunlara böyle emrediyor, onun için yapıyorlar’ demişti. Biz buna çok şaşırdık. Dedik ki, 80 milyonluk Türkiye içerisinde Türkiye ile Suriye’nin ilişkilerinin gelişmesine sevinecek tek bir kişi varsa, o da Erbakan’dır. Biz bunu beklerken, tersine muhalefet etmesine şaşırmıştık; ama ne yazık ki bu 2 konuda da Erbakan haklı çıktı. Hatırlayacaksınız, gazeteci Nihat Genç’in de meşhur, bu konuda kamuoyunda yayılan, şöhret bulan sözü var; ‘Bunlar, Türkiye ile Suriye arasında vizeleri kaldırdılar, kapıları açtılar; çünkü bununla birlikte tüm terör gruplarının Suriye’nin içerisine girmesini sağlıyorlar. Suriye’nin, emperyalizm tarafından rahat kuşatılması için alt yapı oluşturuyorlar. Daha sonraki hedef, Suriye’nin işgali. Bölünmesi’ dedi. Aynen de, üzülerek ifade etmek gerekir ki, bunlar gerçekleşti.”
 
Ortak Bakanlar Kurulu’na varan ilişkiler dönemi
 
Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, daha sonra iki ülke arasında vizelerin kaldırıldığını, mayınların temizlendiğini, günlük geçişlerin başladığını, Hatay’da turistik tesislerin açıldığını, iki ülkenin ‘dostluk barajları’ adı altında Reyhanlı ve Karaçay barajlarını inşa etmeye başladığını, Fenerbahçe ile Halep Spor’un dostluk maçı yaptıklarını, ortak Bakanlar Kurulu toplantısı düzenlendiğini anlattı.
 
Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan ile Beşşar Esad’ın, Antalya’da aileleriyle birlikte beraberce 5 gün tatil yaptıklarını da hatırlatan Çalışkan, “Bu da aslında diplomatik ilişkilerin çok çok ötesinde bir iş birliğiydi” dedi.
 
Çalışkan, o dönemde karşılıklı yatırımların olduğunu, Gaziantepli birçok sanayicinin Halep’te yatırım yaptığını, Haleplilerin de Türkiye’nin değişik bölgelerinde sanayi tesisleri yatırımları olduğunu hatırlattı.
 
Esad: Sizin bir vilâyetiniz olmak da dahil, her türlü iş birliğine hazırız
 
Bu dönemde ilişkilerin her geçen gün daha da geliştiğini, geliştikçe de Suriye’nin artık adeta Türkiye’nin bir parçası haline geldiğini belirten Çalışkan, bu aşamada dikkat çeken bir açıklamada da bulundu. Çalışkan, şöyle konuştu:
 
“Beşşar Esad, anlaşıldığı kadarıyla böyle bir sonu görüyordu. Böyle bir işgalin olacağını, ülkesinin parçalanmayla karşı karşıya kalacağını görüyordu. Bunun için de o zamanın Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’a teklifi şu oldu: ‘Biz, sizin vilâyetiniz olmak da dahil, her türlü iş birliğine hazırız.’ Bu kadar ileri düzeyde bir iş birliği gerçekleşti, gelişti; ama bugün, bütün bunların sonunda (…) ‘Suriye ile ilişkileri geliştireceksiniz’ diye talimat alanlar, gün geldi ki ‘Suriye ile düşman olacaksınız’ talimatı aldılar. Bu talimatı aldıktan sonra da her şey tersine döndü.
 
Biliyorsunuz, işte son savaş başlamadan önce zamanın Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye’ye, Şam’a gönderildi. 8 saatlik uzun bir görüşme yaptı. Bu görüşmede de telkini, ‘Derhal…’ Bize iletilen buydu; o zaman Suriye Cumhurbaşkanı (Esad) da söyledi, ‘Türkiye’nin Dışişleri Bakanı yanımıza geldi. Talepleri, Amerikalıların istedikleri(ydi). Sanki Türkiye’yi temsilen değil de Amerikan elçisi gibi gelmişti. Hatta biz de kendisine bunu söyledik. Siz kendinizle ilgili bir öneride bulunacaksınız diye düşünmüştük; ama bu zaten Amerikalıların söylediği’ demişti.
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

HABERE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

 


yukarı çık